ENARRU

Yrd. Doç. Dr. M. Taha BOYALIK'tan Tenkitli Neşir ve Tercüme

Üniversitemiz öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. M. Taha Boyalık’ın üniversitemiz bünyesinde yürüttüğü “Keşşâf Hâşiyeleri: Bir Tefsir Klasiğinin Altı Asırlık Etki Tarihi” adlı Tübitak projesi ilk meyvelerini verdi. Hocamız Taşköprîzâde Ahmed Efendi’nin Keşşâf Şerhi Hâşiyesi’ni tenkitli neşir ve tercüme olarak yayına hazırladı.

Taşköprîzâde Ahmed Efendi (ö. 968/1561) 16. yüzyıl Osmanlı ulemasının dikkat çekici isimlerindendir. Üst düzey birçok medresede müderrislik yapan ve sırasıyla Bursa ve İstanbul’da kadılık görevini sürdüren Taşköprîzâde dil, din, tarih ve felsefe bilimlerinde onlarca eser vermiştir. Bunlardan biri de, Seyyid Şerîf el-Cürcânî’nin Şerhu’l-Keşşâf’ına yazdığı kapsamlı haşiyedir. M. Taha Boyalık bu eseri tahkik ve tercüme ederek ilim dünyasının istifadesine sundu.  

Titiz bir çalışmayla hazırlanan tenkitli neşir, bazı açılardan yenilikler içermektedir. Taşköprîzâde Ahmed Efendi metinde genellikle eser ve yazar isimlerini zikretmemiş, hâşiye geleneğinde yerleşik olduğu üzere, kîle, kâle, fe-in kîle, kad yukâlü, u‘turida, rudde, verede/yeridu, ucîbe, kad yücâbü gibi kayıtlarla aktarımlarda bulunmuştur. Muhakkikin tespitlerine göre bu kayıtların tamamı gerçek şahıslara işaret etmektedir. Tenkitli neşir hazırlanırken gerek yazmaların hâmişlerinde verilen bilgilerden hareketle gerekse muhtemel kaynakların mukayeseli bir incelemesiyle, metinde yapılan atıf ve alıntıların neredeyse tamamı asıl kaynaklarından tespit edilmiştir. 750 kadarı yazmalardan olmak üzere 945 kadar atıf ve alıntı tespit edilerek kaynaklarından gösterilmiştir.

Bu tür metinleri tercüme etmenin zorlukları vardır. Okurdan çok şey bekleyen veciz anlatımların çözümlenmesi, çoğu yerde iç içe geçen metin-şerh ve haşiyenin ayrıştırılması, isim verilmeksizin yapılan nakillerin kaynak tespiti ve nakledilen sözlerle muhaşşînin kendi ifadelerinin ayrıştırılması bunlar arasında sayılabilir. Hâşiyenin son derece kapalı ve veciz üslubu karşısında metni anlamayı kolaylaştırmak için sıklıkla köşeli parantez kullanılmıştır. Bu anlamda tercümenin çoğu yerde, hâşiye üzerine bir hâşiye veya talik mahiyetini aldığı söylenebilir. Ayrıca tercüme sırasında köşeli parantezlerle metnin bütün atıfları ifşâ edilmiştir. Örneğin İbn Kemâl’in haşiyesine atıf yapıldığı tespit edilen kîle/u‘turida/ucîbe kayıtları “[İbn Kemâl tarafından] şöyle denilmiştir/itiraz edilmiştir/cevap verilmiştir” şeklinde, atıflar metnin akışını bozmaksızın açık hale getirerek tercüme edilmiştir. Böylece tercüme kısmında, dipnotlar takip edilmeksizin metinler arası ilişkiler görülebilmektedir. 

12 Aralık 2016